LA FONTAN DEN MASALLAR -1

            Bilgi paylaşıldıkça çoğalır. Buğünün doğrusu gibi gözüksede madolyonun öteki yüzü tarih boyunca hiç böyle olmadığı görülür. Bilgi fikir proje ideoloji sadece sahibine hizmet eder. Atın sahibine kişnemesi gibidir. Elin atına binen tez inmeside doğal sonuçtur. Bunu toplumun büyük bir kesmi çözmüş durumda.

Mesala israili İsrail yapan israildeki toplama insanlarla oluşturulan devlet değil arkasındaki güçtür.o gücü herkes de bilir. Amerikadaki yahudu zengin elit insanlar hiçbir zaman israilde yaşamak istemez. Nedeni basit dir. Öyle bir ortamda yaşamayı istemez. ama kendisi israili devleti için kazandığını oraya döker. Burada çelişki gibi görünsede hiçbir çelişki yoktur. Bilgi paylaşılınca çoğlamaz değersizleşir. Bir fikriniz bir projeniz varsa saklayın SAKLA SAMANI GELİR ZAMANI. İki kişinin bildiği sır sır değildir. Sır tek kişinin bildiğidir.sırrını söyleme dostuna oda söyler dostuna. Dünyada derin yapılanmaya hizmet etmiş insanların anı kitaplarına bakın onlar bile sır  vermemiş sırrının üstünü örtmüş ve örtmek zorunda kalmışlardır. Hatta bu insanlar hakkı tanımış olsalar bile.

1980 lerden sonra bizler hep aynı nakaratı söyledik, etibanktan emekli 3-5 insan bir araya gelse yada 1-2 alamanyalı bir araya gelse köyümüze bir iş kursa bizde çalışsak ne hora geçer. Bunun hayali hayal olduğunu bile bile uyukunun ilacı uyku olduğu gibi kendimizi hep uyuttuk.

Seydişehire bundan birkaç öncesinde bir ekonomi profesörü gelmişti. O konferansta alıntı yapayım. O prefesör  Anadolu insanı yani bizim gibi bal arılarının örümcek ağını delemediği kızıl arıların örümcek ağını deldiği gibi  başarılı olmuş. Ben kendim bana uygun dille ne diye oyunda oynaştasın fatihin istanbulu feth ettiği yaştasın der gibi anladım. O çıkın köyünüzden kasabanızdan çıkın sizler çıkmazsanız üretmezseniz avrupanın büyük şirketleri dünyanın devleri gelir avm ler kurar 12 saat çalıştırır asgari ücret verir ve sizler oralar oğlumu kızınızı katmak için milletvekili torpili ararsnız. İkinci olarak aklımda kalan ise şu oldu. Seydişehire yılda kaç profesör geliyor?  Yılda bir iki , üç beş yılda bir bu sorunun cevabı belli. Peki bu salonda olanlar kimler? Belediye başkanı var mı aranızda? Kaymakam var mı? Yada önde gelen diğerleri? Peki niye yok? Onların işini maaşını hayat standardını kaybetme gibi dertleri varmı? Bundan sonraki süreçte üretmeyen insanların yerleri ve makamları garanti olmayacağını belirtti.

Üretmezseniz kaybedeceksiniz. Hemde ilk üç sıradakileri bile.

Çevrenin  değişmesini beklemektense kendinizi değiştirmeniz daha kolay daha basit. Kendinizi değiştirmişseniz  çevrenin değişmesi yada değişmemesi çok da önemli değil. Hatta değişmemesi motivasyonunuzu artırır. Değişirsede rekabetiniz artar.

İnsanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük dünyayı evreni yaşadığı topraklardan ibaret sayması. İlk örnekteki birinci guruba girmişsiniz demektir. Yapılacak bir şeyde yoktur. Hadi kırın şu prangları. Bu şuna benzer. 12 megapiksel kamera ile çekilmiş bir fotoğrafın bir pikseli kadardır sizin yaşadığınız yer. O bir piksel bir kare bir noktadır. O bir kare SADECE bir renkdir. Bir renk : bir resim bir manzara değildir. O gerçek manzara hakkında da hiçbir bilgi ve ipucu içermez. O manzarayı tahmin etmek ve tahminde doğru tutturmak bir bölü milyon oranındadır. İsterseniz bilgisayarınızda bir fotoğrafı bütütün büyütün bir pikselin görün ve oarayı silin manzarada ne değişmiş.

            Bir fikriniz bir projeniz varsa paylaşmayın gerçekleştirin. Paylaşılan fikir yada proje değersizleşir sizede o kalır. Fikrinizi projenizi o projenin gerçekleşmesi için gerekli kültürü oluşturun yada oluşmasını bekleyin. O kültür oluşmadan yapılacak birikimizi heba olur. Popülizme alet olursunuz. Bu popülizm kültürü aferim delisi yetiştirir. Hatta o kültür sizin ahlakınızıda çalar değersizleştirilirsiniz. O kültürünü bindiğinizle arabanızla makamızla cep telefonunuzla ezeceksiniz. Buda ne demek şimdi derseniz cep telefonuzla nasıl olur deyin bindiğim araba nasıl bana değer katar benim değer içimde derseniz deyin.

Sokakta bulunabilir değil ulaşılmayan ortamlara atın ki kendinizi gizeminiz olsun.

Yazımızın devamında görüşmek dileğiyle.  TARIK YÜKSEL

0 Comments
Posted on 26 Jun 2011 by tarasci