Ana Menü
Ana Sayfa
Makaleler
Dosyalar
S.S.S
Forum
Web Linkleri
Haber Kategorileri
İletişim
Resim Galerisi
Arama
GuestbookForum Başlıkları
En Yeni Forum Başlıkları
Henüz Başlık Oluşturulmamış.
En Fazla İlgilenilen Başlıklar
Henüz Başlık Oluşturulmamış.
Çevrimiçi Kullanıcılar
Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye girişi yapmış olmanız gerekmektedir.
17/03/2011 15:42
taraşcı times yenilenmiştir
Google Reklam
En Son İncelemeler
Google Reklam
Üye Girişi
Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.
Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Anket
Tanımlanmış Anket Bulunamadı.
Hoş Geldiniz
taraşcı kasabası seydişehir konya
LA FONTAN DEN MASALLAR -1
Bilgi paylaşıldıkça çoğalır. Buğünün doğrusu gibi gözüksede madolyonun öteki yüzü tarih boyunca hiç böyle olmadığı görülür. Bilgi fikir proje ideoloji sadece sahibine hizmet eder. Atın sahibine kişnemesi gibidir. Elin atına binen tez inmeside doğal sonuçtur. Bunu toplumun büyük bir kesmi çözmüş durumda.
Mesala israili İsrail yapan israildeki toplama insanlarla oluşturulan devlet değil arkasındaki güçtür.o gücü herkes de bilir. Amerikadaki yahudu zengin elit insanlar hiçbir zaman israilde yaşamak istemez. Nedeni basit dir. Öyle bir ortamda yaşamayı istemez. ama kendisi israili devleti için kazandığını oraya döker. Burada çelişki gibi görünsede hiçbir çelişki yoktur. Bilgi paylaşılınca çoğlamaz değersizleşir. Bir fikriniz bir projeniz varsa saklayın SAKLA SAMANI GELİR ZAMANI. İki kişinin bildiği sır sır değildir. Sır tek kişinin bildiğidir.sırrını söyleme dostuna oda söyler dostuna. Dünyada derin yapılanmaya hizmet etmiş insanların anı kitaplarına bakın onlar bile sır vermemiş sırrının üstünü örtmüş ve örtmek zorunda kalmışlardır. Hatta bu insanlar hakkı tanımış olsalar bile.
1980 lerden sonra bizler hep aynı nakaratı söyledik, etibanktan emekli 3-5 insan bir araya gelse yada 1-2 alamanyalı bir araya gelse köyümüze bir iş kursa bizde çalışsak ne hora geçer. Bunun hayali hayal olduğunu bile bile uyukunun ilacı uyku olduğu gibi kendimizi hep uyuttuk.
Seydişehire bundan birkaç öncesinde bir ekonomi profesörü gelmişti. O konferansta alıntı yapayım. O prefesör Anadolu insanı yani bizim gibi bal arılarının örümcek ağını delemediği kızıl arıların örümcek ağını deldiği gibi başarılı olmuş. Ben kendim bana uygun dille ne diye oyunda oynaştasın fatihin istanbulu feth ettiği yaştasın der gibi anladım. O çıkın köyünüzden kasabanızdan çıkın sizler çıkmazsanız üretmezseniz avrupanın büyük şirketleri dünyanın devleri gelir avm ler kurar 12 saat çalıştırır asgari ücret verir ve sizler oralar oğlumu kızınızı katmak için milletvekili torpili ararsnız. İkinci olarak aklımda kalan ise şu oldu. Seydişehire yılda kaç profesör geliyor? Yılda bir iki , üç beş yılda bir bu sorunun cevabı belli. Peki bu salonda olanlar kimler? Belediye başkanı var mı aranızda? Kaymakam var mı? Yada önde gelen diğerleri? Peki niye yok? Onların işini maaşını hayat standardını kaybetme gibi dertleri varmı? Bundan sonraki süreçte üretmeyen insanların yerleri ve makamları garanti olmayacağını belirtti.
Üretmezseniz kaybedeceksiniz. Hemde ilk üç sıradakileri bile.
Çevrenin değişmesini beklemektense kendinizi değiştirmeniz daha kolay daha basit. Kendinizi değiştirmişseniz çevrenin değişmesi yada değişmemesi çok da önemli değil. Hatta değişmemesi motivasyonunuzu artırır. Değişirsede rekabetiniz artar.
İnsanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük dünyayı evreni yaşadığı topraklardan ibaret sayması. İlk örnekteki birinci guruba girmişsiniz demektir. Yapılacak bir şeyde yoktur. Hadi kırın şu prangları. Bu şuna benzer. 12 megapiksel kamera ile çekilmiş bir fotoğrafın bir pikseli kadardır sizin yaşadığınız yer. O bir piksel bir kare bir noktadır. O bir kare SADECE bir renkdir. Bir renk : bir resim bir manzara değildir. O gerçek manzara hakkında da hiçbir bilgi ve ipucu içermez. O manzarayı tahmin etmek ve tahminde doğru tutturmak bir bölü milyon oranındadır. İsterseniz bilgisayarınızda bir fotoğrafı bütütün büyütün bir pikselin görün ve oarayı silin manzarada ne değişmiş.
Bir fikriniz bir projeniz varsa paylaşmayın gerçekleştirin. Paylaşılan fikir yada proje değersizleşir sizede o kalır. Fikrinizi projenizi o projenin gerçekleşmesi için gerekli kültürü oluşturun yada oluşmasını bekleyin. O kültür oluşmadan yapılacak birikimizi heba olur. Popülizme alet olursunuz. Bu popülizm kültürü aferim delisi yetiştirir. Hatta o kültür sizin ahlakınızıda çalar değersizleştirilirsiniz. O kültürünü bindiğinizle arabanızla makamızla cep telefonunuzla ezeceksiniz. Buda ne demek şimdi derseniz cep telefonuzla nasıl olur deyin bindiğim araba nasıl bana değer katar benim değer içimde derseniz deyin.
Sokakta bulunabilir değil ulaşılmayan ortamlara atın ki kendinizi gizeminiz olsun.
Yazımızın devamında görüşmek dileğiyle. TARIK YÜKSEL
YONTULMAMIŞ AŞK
TİLKİNİN BAKIRA SIÇTIĞI ZAMANDA SEVDİM
ORTAOKULA BAŞLAMADAN XXX OLMADAN
PORTAKALIN KIŞIN
KARPUZUN YAZIN
YENDİĞİ ZAMANDA SEVDİM
KESMEM DEDİĞİM DAĞLARIN
ODUNUNU KESMEDİĞİM ZAMANLARDA
SEVDİM SENİ
ANNEM ELİN KEDİSİ
ELE SIÇAN TUTMAZ OĞLUM DEDİĞİ ZAMANLARDA
SEVDİM
SENİN SİZOFREN TEŞHİSİ KOYDUĞUN ZAMANDA SEVDİM
İDİOT BİLE OLAMADIĞIM ZAMANLARDA SEVDİM
SEVDİM SENİ DELİ KIZ
DAVULUN DENGİ DENGİNE ÇALDIĞI ZAMANDA
BEN NEMRUTUN KIZINI SEVDİM
BEN SENİ
TİLKİNİN BAKIRA SIÇTIĞI ZAMANDA SEVDİM
MENDİLİM OLMADIĞI İÇİN ÖĞRETMENDEN
SOPA YEDİĞİM ZAMANDA SEVDİM
BAĞ ÇAKISI İLE BABAMIN
TIRNAKLARIMI KESTİĞİ ZAMANDA SEVDİM
BEN SENİ MİLATDAN ÖNCE SEVDİM
MİLİTAN OLMADAN ÖNCE
BEN NEMRUTUN KIZINI SEVDİM
TİLKİNİN BAKIRA SIÇTIĞI ZAMANDA
KÜÇÜK MOSKOVADA
XXXŞEVİKLERİN GÖKTEN YAĞDIĞI
DAL AĞACA AZIKLARIN ASILDIĞI
KAHRARIN KARATEPENİN ÖKÜZLE SÜRÜLDÜĞÜ ZAMANDA SEVDİM
BEN NEMRUTUN KIZINI SEVDİM
BEN FRAVUNUN KIZINI SEVDİM
MALAYANİ MUHABBETLER
Malayani muhabbetler Türkçesi geyik muhabbetleri taraşcı dilindeki adını sanırım sizde bilirsiniz. Malayani muhabbetlerin içeriğini söylemek gereği duymuyorum. Bunu isimlendirdiğinizde zaten gereksiz muhabbetlere tekrar dalmış oluruz adına tartışma desekde. Malayani muhabbler daha veciz anlatımla tırıvırı muhabbetler. Tırıvırı bulanık suda balık avlamak için düzenin adı. Tırıvırı mubabetlerde muhabbete dalmak aslında bulanık suda av olmak gibi bir şey. En güzeli tırıvırı muhabbetlerin içine girmemek. Tırıvırı muhabbetler malum dönemlerde tavan yapar ama malum dönemler geçtiğinde de kesilmez. Tırıvırı muhabbet ettiğiniz kim olursa olsun ister arkadaşınız ister tanımadığınız kişi olsun kendisi değildir. Nedeni doğal değildir de ondan. Çünkü o kendisini sahnede sanır topu türibünlere karşı oynar. Her söylediğin doğru olsun ama her doğru her yerde söylenmez düstürünü bilmiyorsanız vay sizi okutan öğretmene diye başlar. Akvaryumda yaşamını idame ettiren balığa okyanusları anlatmak gibi bir şey. Hem niye anlatacasınız ki? Tırıvırı muhabetlerde balık avlayanlar aslında kaybediyor. Bazen ister isteme tırıvırı muhabetlerin içinde buluyorum nefsime engel olamıyorum. Yan masada birkaç adım ötede toplumun dışına itilmiş veya nezih insanlar bakışıyla adeta tokat vuruyor kendime geliyorum. SENDEMİ BÜRÜTÜS der gibi bakışları bitiriyor. Sendemi bürütüs o onda göz göze gelince beynimde yelkenler dikilecek yelkenler biçilecek mehter marşının fatihin istanbulu feth ettiği yaştasın NE DİYE OYUNDA OYNAŞTASIN şarkısı beynimde çalmaya başlıyor. O gözler senden bir şeyler beklerken muhabbetimi çayımı kimlerle paylaşıyorum kimlere değer veriyorum ve utanıyorum. Yanlış olduğunu bile yine tırıvırı muhabbetlerin içine dalıyorum. evet o insanların hakkı var. Fatihin istanbulu feth ettiği yaşta değilim ama feth edenler ordusunda olmayı gönülleri kazananlar ordusunda, muhabbet ettiğimde tad aldığım verdiğim insanlar arasında. Beynini çimento ile doldurmuş veya birileri dolduruvermiş insanlarla muhabbetlerin anlamı yok. Elveda tırıvırı muhabbetler.
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">

